otoimmun paleo

oncelikle soyleyeyim ben bu sekilde hele otoimmun paleo beslenmiyorum, ancak buna yakin besleniyorum, oncelikle gluten ve eklenti seker asla yemiyorum. sut urunlerini tamamen hayatimdan cikarmadim mesela ama keci urunleri ya da kefir kullaniyorum sadece, sut kesinlikle icmiyorum. tahil yemiyorum evet, paleo olmasa da quinoa (tahil degil) yiyorum, bazen baklagil de tuketiyorum; onun disinda cesitli takviyelerle enflamasyonumu azaltmayi ve en onemlisi bagirsak duvarimi tedavi etmek icin surekli calisiyorum. bunun sonucunda  2 aydan uzun zamandir masallah hastaligimin atagini yasamadim, kaldi ki haftada bir kesin yasiyordum. paleo / otoimmun paleo en iyisidir, boyle beslenirseniz otoimmun hastaliklarinizdan kurtulursunuz demiyorum, bu kesinlikle cok tehlikeli bir yaklasim olur, ornek olarak bazen karataycilarin sayfasinda “tip 1 diyabetim, karatay usulu beslenirsem insulinimi birakabilir miyim?” tarzinda sorular goruyorum, bu tip paylasimlari yapanlar da “aman ha, doktorunuzla gorusun lutfen” demek icin dahi yoruma cevap vermiyor, aksine diger takipciler “ben karatayla seker haplarimi biraktim, 10 kilo verdim” diye ilacini birakmaya yonlendiriyorlar ki tip 1 diyabet ve tip 2 diyabet birbirinden tamamen alakasiz, bu cok tehlikeli ve yaniltici bir yaklasim. aynisi antidepresan kullanimini birakmak icin de gecerli, “antidepresanlar asiri zararli ve gereksizdir” diye bir paylasim altinda insanlar “o zaman ben hemen bugun birakayim” yaziyor, doktor olmayan kisilerin kendilerine misyon edinip yaptiklari paylasimlara asiri dikkat etmesi gerekiyor, “bu beslenme en iyisidir”, “boyle beslenirseniz ilaca ihtiyaciniz kalmaz” “tomografi cektiren hiroshima’ya gitmis kadar radyasyon alir” tarzinda yapilan paylasimlara itibar etmeyin lutfen, bu paketli urun, markasi bariz belli yeni cikan mesela quark ya da bildigimiz eti form, wasa tarzindan urunleri tavsiye eden sozde uzmanlar icin de gecerli, birileri yaptiklari reklamlardan para kazanacak diye siz sagliginizi zedelemeyin. kendiniz icin en iyisini bol bol okuyarak siz bulabilirsiniz, ilaciniz, tetkikiniz, teshisiniz ise doktorunuzun isi.

ben acikcasi bu tip farkli beslenme modellerini su nedenle anlatiyorum, ulkemizde kimse bunlardan bahsetmiyor, oyle ki ketojenik ya da dusuk karbonhidratli beslenme kadar yurtdisinda yaygin bir beslenme seklini bile ben ilk zamanlar paylasirken baska kimse yoktu boyle beslenen, yayginlastikca bilinir hale geldi. otoimmun paleo da oyle, yurtdisinda cok yaygin ama bizde henuz neredeyse hic bilinmiyor. amerika’daki yaygin obezite (%37 oraninda bir obeziteden bahsediyoruz) ve yine inanilmaz seviyelerdeki hastaliklar nedeniyle saglikli beslenme akimlari da yine oradan cikiyor, dil engeli nedeniyle bize gelmesi belki 5 seneyi buluyor. dusuk karbonhidratli beslenmede oldugu gibi eger yayginlasmasina ve bu sayede birilerinin isine yaramasini saglayabilirsem ne mutlu bana.

tekrar ediyorum boyle beslenin demiyorum, her beslenme sekli herkes icin uygun degil malum ama paleo beslenme herhangi bir tehlike icermediginden, aksine tehlikeli olabilecek seyleri beslenmeden cikardigindan gonul rahatligiyla denenebilir. ne tahilda, ne ekmekte ne de sutte vazgecilmez besinler yok, hepsi farkli gercek gida kaynaklarinda fazlasiyla var zaten. otoimmun beslenme de yine otoimmun bir hastalikla savasan, beslenmesiyle bu savasa katkida bulunmak isteyen – ki beslenme aslinda nukleer silah hastaliklara karsi- kisiler icin uygun olabilir, bununla sagligina kavusan onlarca hesap var burada, hepsi yabanci. otoimmun hastaliklar icin sagligina kavusmak demek hastaliktan kurtulmak demek degil, ataklarin arasini acmak, kan degerlerini saglikli bir insanin seviyesine cekmek, komplikasyonlardan kurtulmak demek. mesela @livinglovingpaleo 12 yasindan beri crohn’s hastasi, sayisiz ameliyat gecirmis ve kalin bagirsagi tamamen alinmis biriyken bu besleme ile simdi en agir traininglerden birini -ninja warrior- yapiyor. @autoimmunepaleo sayfasinda her hafta MS, hashimoto’s, rheumatoid artrit, tip1 diyabet, psoriaris gibi farkli otoimmun hastaliklarini beslenme ile iyilestiren insanlar paylasim yapiyor. ben beslenme ve hastaliklar konusunda tibbin ne yazik ki geriden geldigini, ozellikle kendini beslenmeyle iyilestiren insanlarin ilac sirketlerine ihtiyaci kalmadigi ya da daha az musterileri olmalari durumunda kaybedilen para yuzunden beslenmeye gereken degerin hicbir zaman verilmeyecegini dusunuyorum. “saglikta degil hastalikta para var” sozu bence durumu cok iyi anlatiyor, saglikli ve ilac almayan insan degil, surekli torba torba ilac kullanan insanlar bu sirketlere para kazandiriyor ve bu sirketler dunya devi, oyle ki alman ilac devi bayer GDOlu tahil ve bocek ilaci devi monsanto’yu almaya calisiyor, bu taraftan ciftciye GDOlu tohum sat, para kazan, bocek ilaci sat, para kazan, insanlar bu genetigi degistirilmis ve bocek ilaciyla yikanmis tahillardan hasta olsun, ilac kullansin, para kazan. cemberin icinde donen hamsterlardan farkimiz yok aslinda… ne zaman ki saglikli besleniyoruz (gercekten saglikli, “ekmegi sekeri kestim 10 kg verdim- degil) o zaman cemberden asagi iniyoruz.

oncelikle paleo nedir onu aciklayalim:

biz insanlarin 250.000 yildir dunya uzerinde oldugumuzu tahmin ediyor bilim adamlari, tarim ise sadece 10.000 senelik. bu su demek: atalarimiz avlanma ve toplama ile besleniyorlardi, oyle “bir yere bugday ekeyim, 3 ay bekleyeyim, hasatla ekmek pisireyim, galeta yapayim” yoktu, yabani yetisen otlar, yakalayabildikleri hayvalar, tuttuklari baliklar, genelde cig yedikleri sebzeler ve mevsiminde meyveler gibi… hepimizin programlamasi -yani genetigi- bu sekilde, su anda yedigimiz bir cok sey aslinda genetigimize aykiri, bu nedenle de bizi hasta ediyor. enflamasyon, otoimmun rahatsizliklar, kanser, diyabet, alzheimer’s, kalp ve damar hastaliklari, hepsi hepsi beslenme kaynakli…

peki sebep? tarim! atalarimiz avlamak ve toplamakla doyurdugu karnini daha sagliksiz ama daha ulasilabilir tahillarla doyurmaya basladi, artik goc edip yemek aramaya, saatlerce ac kalmaya gerek yoktu, isler daha kolaylasti… ama vucudumuz bu sisteme hic alisamadi diyor Robb Wolf, beslenme konusunda son derece bilgili ve saygi goren bir uzman ve yazar, ayni zamanda paleo beslenmenin babasi. kendisi soyle bir ornek veriyor: 100 metre bir saha dusunun, bunun 99.5 metresi insanlarin ne kadar sure avcilik ve toplayicilik yaptigi sure, sure o kadar uzunki genetigimiz buna gore programlanmis durumda, son yarim metre ise tarimla ugrastigimiz sure, ama genetigimiz degismeden. amerika nufusunun %35’i obez, fazla kilolu demiyorum bakin, obez! (http://www.cdc.gov/obesity/data/adult.html) amerika’da gunluk beslenmenin %60’i ise tahillar ve tahillardan elde edilen islenmis sekerli urunler, ben tesaduf oldugunu dusunmuyorum, ya siz?

 

bu durumda kural cok basit: magara adami yemiyorsa siz de yemiyorsunuz… yani atalarimiz markete girip de reyonlara bakip, taniyip sepetlerine ne atarlar sayalim: etler, tavuklar, baliklar, kuruyemisler, mevsiminde meyve ve sebzeler ve tohumlar. yani ekmek, bugday, yulaf, seker, paketli urunler yok… mesela tavuk var ama icinde tavuk haric hersey olan nuggetlar, burgerler yok, badem var ama kavrulmus soslu kaju fistik yok… kural basit, sadece dogal, islenmemis ve babannenizin babannesinin gorunce taniyabilecegi seyleri yemek… tabi bu durumda bazi kafa karisikliklari muhtemel, mesela babannenizin babannesi chia nedir, paleo bar nedir, hindistan cevizi suyu nedir bilmiyordu, yeni ama saglikli besinleri de paleo beslenme icine dahil etmek gerekiyor.

yenmesi serbest olanlar soyle: butun hayvan etleri -ekmeksiz, galeta ununa bandirilmadan, sekerli ya da unlu soslarla pismeden-, yumurta, kuruyemisler, patates dahil tum sebzeler ve yine tum meyveler…

yasaklar ise: tahillar, makarna, ekmek, yulaf, misir, yerfistigi, kuru baklagiller, sut ve sut urunleri, alkollu icecekler, rafine seker, rafine (hidrojene) yaglar, tatlandiricilar, katki maddeleri… tahillar icerdikleri gluten ve lectin sebebiyle, yulaf lectin ve phytic acid nedeniyle, kuru baklagiller lectin, sut ve sut urunleri icerdikleri laktoz nedeniyle paleo beslenmede yasak, sebebi butun bu maddelerin bagirsaklara zarar vermesi ve tum hastaliklarin bagirsaklarda baslamasi…

otoimmun hastaliklarin sebebi olarak bagirsaklarin sagliksiz olmasi, sizintili bagirsak sendromunun otoimmun rahatsizliklara sebep olan potansiyel durumlarin en onemlisi oldugunun dusunulmesi nedeniyle otoimmun paleo bagirsaklari irrite edecek tum bitkisel proteinler, alkaloidler ve lectinlerden de uzak durur. bu nedenle bagirsaklari saglikli oldugundan bitkilerde bulunan ve insan sagligina zararli olabilecek bu maddeleri rahatlikla zarar vermeden vucuttan atabilecek saglikli bir insan bunlardan kacinmaya ihtiyac duymazken otoimmun rahatsizligi olan ya da sizintili bagirsak ve candida enfeksiyonundan muzdarip olanlar bazi gidalardan semptomlari iyilesene ya da bu gidalarin zararsiz oldugundan emin olana kadar bunlardan uzak duruyorlar.

artik gluteni herkes biliyor, yazmayacagim ama lectin de nedir diyorsaniz: hayvanlarin kendilerini avcilardan koruma stratejileri oldugu gibi bitkiler korunmak icin benzer stratejilere sahip, bitkilerin hayvan ve boceklere yem olmadan buyuyebilmesi ve cogalabilmesi icin sahip oldugu bir kimyasal lectin, dusuk dozda bir zehir diger bir deyisle. bitkilerin hayatlarini surdurebilmeleri, insan ve hayvanlarin da besin alabilmeleri icin gereken bir denge bu, boylece hem bitki tamamen yok olmuyor, hem de diger canlilar sagliklarini cok fazla etkilemeden bu besinlerden yararlanabiliyor. neredeyse tum bitkisel kaynaklarda olmalari sebebiyle biraz lectin tuketimi kacinilmaz ancak bu tuketim modern beslenmeyle bu kadar yuksek boyutlara ulastiginda alarm verici hale donusuyor. yapiskan yapilari bagirsak duvarina yapismalarina ve duvara zarar vermelerine sebep oluyor (sizintili bagirsak sendromunu hatirlayan?). normalde fermentasyon, cimlendirme gibi yontemlerle azalsa da beslenmesinin cogunlugu bu tip karbonhidratlardan olusan kulturde bu islemler olmadan direkt tuketimle lectin alimi tehlikeli boyutlarda.

nelerde lectin var: neredeyse tum bitki ve hayvansal kaynaklarda biraz olsun var ama yuksek boyutta olanlar soyle: tum tahillar (ozellikle bugday), kurubaklagiller (ozellikle soya –soyayi, tofuyu saglikli sanmiyoruz degil mi?-), kuruyemisler, sut urunleri, patlicangiller (domates, patlican, biber, goji berry), bu urunlerin yaglari ve lectinin bocek savici ozelliginin buyutuldugu GDOlu tahillar.

lectin neler yapar: lectinin yapiskan yapisi bagirsaklara, ozellikle vili denilen bagirsak cikintilarina yapimasina neden olur, bu da besinlerin, mineral ve vitaminlerin emilimini azaltan bagirsak hasari ve hucre olumu demek. bakteriyel yapinin degismesiyle zararli bakterilerin cogalmasi demek. bagirsagi tamire odaklanan vucudun buyume ve tamir mekanizmasindan buraya kaynak aktarimi yapmasi demek. ayni zamanda lectinler leptin direnci ile de iliskilendiriliyor, bu da obezite ve prediyabete onculuk demek. lectinlerin en onemli hasari sizintili bagirsak sendromu demek ki onun ne oldugunu uzun uzun yazmistim, tekrarlamiyorum.

lectin alimini limitlemek icin tavsiyeler:

  • en cok lectin icerenleri diyetinizden cikarin: bu en cok tahillar ve soya demek ama kurubaklagiller de listeye dahil, lectin icerigi en yogun olan gidalari kesmek lectin aliminizi birden cok asagi indirecektir.
  • diger lectin kaynaklarini da azaltin: patlicangilleri azaltmak da bu konuda isinize yarayacaktir. (domates, patates, patlican, biber, goji berry)
  • hassasliginizi olcun: eger cok fazla bagirsak hasariniz oldugunu dusunuyorsaniz mumkun oldugunca lectin icerekli urunlerden kacmak isteyebilirsiniz, bunlara yukaridakilere ek olarak yumurta, kuruyemisler, sut urunleri de dahil. zamanla bunlari beslenmenize geri ekleyip verdiginiz tepkiyi control edebilirsiniz.
  • geleceksel yontemleri uygulayin: suya bastirmak, cimlendirmek ve fermente etmek lectin icerigini azaltir, hatta mesela mercimekte neredeyse tamamen yok eder. bu yontemler onden sindirim sagladigindan sizin sindirim sisteminizin isini kolaylastirir.
  • tamamen cig beslenmeyin: cig beslenmenin iyiligi asikar ancak lectin pisirme sonucu zarar gordugunden bazi gidalari pisirmeniz daha sagliklidir. patlican, domates, biber ve patatesi pisirmek icerigindeki alkaloidleri azaltir, kabuklarini soymak da ise yarar.
  • cesitlilik saglayin: hep ayni seyleri yemek, hele yediklerinizin lectin icerigi fazlaysa size zararli olabilir. soya temelli mamalarla beslenen bebekler buna iyi bir ornektir. genelde az lectin iceren sekilde beslenirseniz arada bir yuksek lectin icerikli seyler yemeniz sizi daha az etkileyecektir.
  • GDOdan uzak durum: GDOlu urunler yuksek miktarda lectin icerirler ve bu nedenle uzak durulmalari gerekir.
  • bagirsaklarinizin sagligini koruyun: probiyotik, prebiyotik ve saglikli yaglardan yana zengin bir beslenme bagirsaklarinizin modern yasamdan aligi kumulatif zarari en aza indirmenize yardimci olur. antibiyotik ve aspirin gibi ilaclarin kullanimini azaltmak, antibiyotiksiz etlerle beslenmek de onemlidir. saglikli bagirsaklar lectin alimini cok daha iyi tolere edecektir.

daha fazla bilgi ve kaynakca icin:

http://www.marksdailyapple.com/lectins/#axzz4HZmqHouv

All About Nightshades

ultimatepaleoguide.com/autoimmune-protocol/

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4034518/

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3705319/

gorsel: http://empoweredsustenance.com/autoimmune-paleo-protocol/

 

 

 

Advertisements

2 Comments Add yours

  1. irem says:

    guvenilir turkce kaynaklar da onerebilir misiniz rica etsem?

    Like

  2. Emel says:

    Merhabalar, yazılarınızla bugün tanıştım ve büyük keyifle hepsini okudum. Umarım bu iletim size ulaşır ve bana yardımcı olabilirsiniz. Ben 13 yıllık lenfödem hastasıyım. Eylül ayında ağırlıklı masajdan oluşan bir tedaviye başladım. Tedavi sürecinde yeşimlerimin de etkisi olabileceği söylendiği için oroimmün paleo diyeti yaptım. 1 ay hiç kesintisiz uyguladım, şişliklerim de düzeldi. Bol ödem attım, kilo verdim. Buraya kadar her şey güzeldi. Ancak 1 ay sonunda adet olamadım. Otoimmünpaleo ile ilgili bir sitede yine aynı sorunu yaşayan birinden, sebebin az karbonhidrat alımı olabileceğini öğrenip karbonhidratı artırdım. Canım tatlı isteyince hurma veya hurma ile hazırladığım tatlıları yemeye başladım. Ama o da iyi bir çözüm değil, çünkü fruktoz alıyorum sonuçta. Şimdi kafam çok karışık bu konuda. Acaba kuruyemiş ile bu açlığımı giderebilseydim, yani fruktoz yerine sağlıklı bitkisel yağ ile, yine aynı sorunu yaşar mıydım? Bu konu da fikriniz nedir? Bana başka bir öneride bulunabilir misiniz?

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s