neden yulaf yemiyorum?

surekli sorulan bir soru var bana, burada cevaplayayim. “yulaf yemiyor musunuz?” cevabim uzun suredir arastirdigim, okudugum seylerden kendi cikarimim, beslenme uzmani @elizabethbenton’in ‘karbonhidrat stratejileri’ podcast leriyle de kendim icin emin oldugum yontem. tavsiye degil, herkes boyle yapsin, tek dogru bu demiyorum, ama ben boyle yapiyorum.

ben sabahlari nisasta ya da yuksek seker iceren karbonhidratlari almamaya calisiyorum. sanilanin aksine gece boyu olusan aclik sonucu dusen kan sekerinize birden yuksek karbonhidrat vermek 12 saat karanlikta kalmis birinin gozune stadyum isigi tutmak gibi. uzun sureli acliktan sonra birden yukselecek kan sekeri beraberinde yine hizla yukselecek insulin cevabi demek olacagindan, bunun yaninda kirkadian ritimle salgilanan metabolizma regulasyonundan sorumlu kortizolun de sabah saatlerinde en yuksek seviyesinde olmasi nedeniyle yulaf gibi nisastali gidalari her ne kadar saglikli kabul edilse de yemiyorum. ayni sekilde yuksek sekerli meyveleri de sabahlari yememeyi tercih ediyorum. karbonhidrat saymak zorunda degilsiniz kesinlikle, ben saymiyorum ki ben dusuk karbonhidratli beslenmenin turkiye’deki ilk ve en atesli savunucularindan biriyim. karbonhidratlarin zamanlamasinin miktarindan daha onemli oldugunu dusunuyorum, tabi miktarlar asiri olmadikca. ek olarak ne zaman karbonhidrat yesem yaninda ya yag ya da protein aliyorum. cunku vucudunuzu ve metabolizmanizi bir mangal gibi dusunurseniz sabah firininizi yakar yakmaz icine sadece mazot dokerseniz cok guclu ama cok kisa sureli bir atesiniz olur, atesi devam ettirebilmek icin surekli olarak icine birseyler atmaniz gerekir. mazot burada yuksek nisastali karbonhidratlar. ancak mangaliniza kaliteli komur ve odun (yag ve protein) koyarsaniz, biraz da tutusturucu (karbonhidrat) koyarsaniz mangaliniz cok daha uzun sureli, iki dakikada bir kalkip icine birseyler eklemek zorunda olmadiginiz sekilde devam eder. bu nedenle ben karbonhidratlari, ozellikle quinoa, baklagil gibi olanlari gunun ilerleyen saatlerinde, gelen karbonhidrati kortizol ve insulin seviyelerimin daha once yemek yedigim icin cok daha kolay kontrol edilebilecegi zamanlarda tuketmeye gayret ediyorum. evet, “meyve illa sabahlari yenmeli” diye bize anlatilanlardan uzak ama uzman da olsa herkesin her dedigine inanmak yerine bircok farkli uzman ve calismalari okuyup, arastirinca bulabiliyorsunuz. kisaca ozellikle hormonal dengesini duzeltmek ve kilo vermek isteyenlerin karbonhidratlari sabah erkenden yemek, boylece gun icerisinde aclik, can istemesi ve dusuk enerjili hissetmek yerine gunun ilerleyen saatlerine alarak cok daha iyi metabolize etmeleri konusunda arastirma yapmalarini oneririm. cok sik aldigim “yulaf yemiyor musunuz?” sorularina da cevap vermis oldum, yulafla sorunum yok ama sabah yemiyorum, aksama da benim icin yenecek cok daha guzel sey var 🙂 pogacayi, tostu, pankekleri, misir gevreklerini sagliksiz yapan tek sey islenmis olmalari degil, yuksek karbonhidrat icererek sabah tertemiz metabolizmaniza birden asiri yuklenmeleri, nasil baslarsa oyle gider deyimini yerine getiren vucudunuzun gun icerisinde bu karbonhidrat yuklemesin sonrasi cokus yasayarak size daha fazla karbonhidrat yemesi icin “can istemesi, yorgun hissetme” moduna sokmasidir. karbonhidratlar kotu degil, ancak miktarini ve zamanlamasini kontrol ederseniz sizin icin cok daha saglikli olur.

gorsel: https://www.harrysfresh.com

Advertisements

2 Comments Add yours

  1. tülay says:

    Tam olarak duygularimi dile getirmis bir yazi. Zira tatli düskünü olmayan biri olarak sabah meyva ile basladigimda hem cabuk acikiyorum hem de daha cok yemek istiyorum. Ama yumurta, avakado ile basladigimda kesinlikle cok daha uzun süre acikmiyorum 🙂 Meyvayi ancak kefir yada süt ile dengeleyebiliyorum. Ve sanirim rafine sekeri hayatimdan cikardikca sekere duyarliligim artiyor. Cok olgun meyvanin sekeri bile fazla geliyor. Milyonda bir yedigim biskuvinin sekeri ise agzimda biraktigi tad ile keyifsiz hale geliyor.

    Like

  2. Sonay Çöllü says:

    Harikasınız, varolun! Benzer sorunları yaşıyorum , benimde mayalı, unlu vs bir çok gıdaya duyarlılığım var, sizlerden çok yararlanıyorum. Benim derdim, yeni gıda seçenekleri, keşifler harika ! Fakat her yiyeceğin kendi coğrafyası ve o coğrafyanın insanına ait özellikler taşıması. Global dünyada ve bu trend’de yer alan ürünler biz insanlar ( Türkler) için ne kadar uygun? Yedikçe daha mı hasta oluyoruz? Vücudun kimyasını bozuyormuyuz…Falan falan…(sizi ilgiyle takip ediyorum. Çok araştırdığınız için ve benimde kafam bu yönde karışık olduğu için yazmak istedim) Kocaman Sevgiler…

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s