neden genel olarak diyetisyenlere guvenmiyorum?

oncelikle soylemek isterim, butun bir meslek grubunu basarisiz ve guncel anlamda bilgi eksikligi icinde gormuyorum, her meslegin iyisi ve kotusu mevcut. isini iyi yapan diyetisyenleri tenzih ederim ancak tahmin edersiniz ki hicbir meslek gurubunun temsilcileri %100 basarili ve mesleginde iyi degil, benim elestirim de bu kisileredir, meslege degil…
cartoon-expert1beslenme bir bilim, yani dogrulari ve yanlislari belirli, sahsi goruslere yer yok… ‘dunya zararli dese de ben yararli oldugunu dusunuyorum’ degil, birseyin kilo verdirmis olmasi saglikli kilo verdirmis anlamina gelmiyor ya da yontemi saglikli hale getirmiyor, diyetisyenin tavsiye etmesi diyetisyen gercekten isinin ehli degilse degerli degil, her zayif insan her kiloludan saglikli degil, size verilen her tavsiye dogru degil, ve ne yazik ki bu konuda surekli konusan insanlarin cogu bu konuda bilgili degil…
saglikli beslenmek ne yazik ki kolay degil, ancak bol arastirma, okuma, dunyayi takip etmeyle olabilecek birsey, egitimini almak herkes icin mumkun ya da artik uygun zamanda degil, ama kendinizi egitmek ve kendinizi saglikli beslemek konusunda belki de ozellikle mantar gibi acilan ozel okullardan  mezun diyetisyenlerden daha yararli seyler bilmeniz mumkun…
ornek olarak yag yediginizde kilo alacaginizi saniyorsaniz son birkac senedir yapilan arastirmalardan, bilimsel gerceklerden ve aslinda saglikli beslenme bilgisinden oldukca uzakta oldugunuzu soylemeliyim. artik butun dunyadaki bilim otoriteleri yag aliminin saglikli oldugu konusunda hem fikir, yagin diyabet, kolestrol, kalp hastaligi, obezite nedeni olmadigi coktan kanitlandi, hepisinin suclusunun fazla miktarda karbonhidrat ve seker oldugunu bas bas bagiriyor arastirmalar. ancak bu arastirmalar tamamen ingilizce, turkceye cevrilmeleri ve ulkemizde duyulmalari seneler suruyor, ulkemiz diyetisyenleri ise genel olarak ingilizce bilmiyorlar, malum makale okumak ve arastirma yapmak icin gereken ingilizce ileri duzeyde olmali, okulda alinan bir kac dersten ibaret bir ingilizcenin bilimsel olarak güncel kalmaya yarari yok. bu nedenle okuyamiyor, ogrenemiyorlar. bugun 10 ayri diyetisyenden randevu alsaniz 10u da size %90 ayni listeyi verecektir, hepsinde en az 2 dilim ekmek, 2 ogun meyve, yagsiz sut ve yogurt, sadece 1 yumurta, yagsiz salata, belki ara ogunlerde galeta veya ‘diyet’ biskuvi goreceksiniz. asla goremeyeceginiz sey yaglar olacaktir, salatana 2 kasik saf zeytinyagi dokmelisin ya da eti form degil 25 tane badem yemelisin yazili listeniz olmayacaktir, bugune kadar kendime verilen diyet listeleri ve ertafimdaki insanlardan bana verimis yaklasik 20 listem var ve hepsi bu sekilde… sebep basit, okumanin olmadigi yerde kendini gelistirmek imkansiz, yabanci dilin olmadigi yerde ise dunyayi takip olanaksiz. aranizda universitede okuyup bitirdigi bolumden dersleri hatirlamayan yok mu? ogretilen herseyi hatirliyor musunuz? okulunuzu bitirdikten sonra bolumunuzle alakali dunyada ne yenilikler olmus takip ediyor musunuz? neler degismis, ogrendiginiz neler artik hatali kabul ediliyor izliyor musunuz? hayir mi? o zaman diyetisyenlerin dunyayi ve bilimi takip edip kendilerini gelistirdiklerini nereden biliyorsunuz? hicbir meslek grubuna körü körüne guvenmemelisiniz, okudugunuz bolumden hic hatirlamadiginiz konular ya da ucu ucuna gectiginiz dersler yok muydu? bitirdiginiz bolumu tam hakkini vererek yapabiliyor musunuz? hayirsa neden bir baskasinin da yapabildigine gozunuz kapali inanasiniz? tabi ki bu dediklerimin butun meslek grubu hakkindaki dusuncelerimi ifade ettigini sanmayin, meslegini hakkini vererek yapan, dunyayi takip eden, son derece basarili diyetisyenler de var. ancak benim sahsi deneyimlerim, etrafimda diyetisyen tecrubesi olan onlarca insan ve ozellikle sanal medya sayesinde gorduklerim bana bunlari dedirtiyor.
size ornek verecek olursam bugune kadar kendi eski diyetisyenim, arkadas ve akrabalarimin gittikleri ve IG uzerinde hem takip ettigim hem de bu konuda hassasiyetimi bilen insanlarca bana gosterilen diyetisyenlerden su sekilde tavsiyeler gordum: bebekler icin oldugundan kilo yapmayacagibini iddia ederek bebek biskuvisi tavsiye eden, tatli krizleri icin aksamlari 2 adet eti tutku biskuvi tavsiye veren, hergun bir adet sutlu tatliya saglikli diyen ve bu tavsiyeyi verirken serbetli tatli her zaman yenmemeli ama sutlu tatli uygundur, karbonhidrat yemeyen intihara meyilli olur diyen (psikiyatri egitimi de var yani!), ispanak ailesinden bir bitki oldugunu bilmeden quinoa’ya bugday ya da mercimekle ayni sinifta tahil diyen, quinoa icin yine karbonhidrat degil protein kaynagidir diyen (oysa 100 grda 64 gr carb ve 14 gr protein var), gunde 6 dilim kepekli ekmek yemezseniz zayiflamaniz sagliksiz olur diyen, sade makarna 1 tencere bile olsa kilo yapmaz, kilo yapan sosudur diyen ve gunde 1 lt light cola icebilirsiniz, aspartamin zarari yoktur diyen diyetisyenler gördüm.  tekrar ediyorum, bu meslegi yapan herkes basarisizdir asla demiyorum  ancak bir butun meslek grubunu da ne derse dogrudur diye kabul etmek ayni oranda hatali bir davranis olur. tip fakultesini bitiren bir doktor uzmanlik sinavini vermeden vucudunuza nester degdiremez, baro sinavini gecmeyen bir avukat size mahkemede temsil edemezken okulu bitirdigi gibi hatta bazen bitirmeden tavsiyeler veren bir kisiye koru koruna guvenmek yerine kendi arastirmanizi yaparak saglikli beslenme konusunda kendi bilincinizi yaratabilirsiniz…
son olarak ketogenic beslenme dunyada son derece onemli bir yer tutmaya baslayip yurtdisindaki diyetisyenlerce cok iyi bilinirken 2002’de hacettepe’den  mezun olan diyetisyen arkadasim ‘yaa iste yag yiyorsun yaa’ diyerek bu beslenmeye ait butun bilgisinin bu kadar oldugunu itiraf etmisti. kendisi ilk ve tek gittigim diyetisyendi ve yagsiz beslendigim icin regl duzenimden olmustum… paleo nedir, AIP nedir bilmeyen diyetisyen cok fazla, ogrendiklerinde de hemen yermek, kabul etmemek yine cok gorulen birsey.
diyetisyelerin doktorlarla olan atismasi da bana komik geliyor, fizyoterapi uzmaninin “ben ortopedi uzmanı doktordan daha iyi biliyorum” demesi neyse diyetisyenin “ben biyokimya uzmanindan, endokrinologdan daha fazla bilgi sahibiyim” demesi de ayni miktarda sacma bence, tıp olmasaydı beslenme uzmanligi diye bir bilim dali da olmayacakti… kilo veremeyen kuzenime metformin oneren, bunun icin de herhangi bir kan tahlili onermeyen diyetisyenin doktorlugun sinirlarina gectigi asikar ve boyle o kadar cok ornek var ki…
bir de 2000 senesinde mezun olmus, ancak ingilizce bilmediginiz icin dunyayi takip edemiyor, yurtdisinda kongrelere katilamiyor, egitiminizi ilerletemiyorsaniz bilgileriniz eski kalmaya mecbur, cunku beslenme bilimi hergun ilerleyip degisiyor, 10 yil once yumurta yemeyin denirken simdi yumurta gunde 3 tane bile saglikli, saglikli yaglar coktan aklandi, kale, sprulina, yaban mersini gibi super gidalar surekli dunya gundemindeyken 15 sene once diplomayi alip, ben oldum artık demek cok hatali bir davranis olur, kopek baliklarinin ileri dogru yuzmezlerse bogulduklari gibi, bilim dunyasindaki insanlar da kendilerini gelistirmezse geri kalmaya mahkumlar, bu tıpta da, teknolojide de ayni…
sanirim ne demek istedigimi  anlatabildim…
Advertisements

4 Comments Add yours

  1. Gökşen says:

    Harika bir yazı! Yüzde yüz aynı düşünüyorum ve de aynı donelerle. Takipteyim…

    Like

  2. Jack says:

    Yazınızda bazı kısımlara katılıyorum ancak genel anlamda yanlışlarla dolu bir yazı. 10 yıl önce “yumurta serum kolesterol düzeyini artırır bu nedenle günde 1 tane tüketilmelidir” şeklinde konuşan gerçek anlamda akademik bir diyetisyen görmedim. Aksine 2001 yılında yapılan bir çalışmadan sonra 1 taneden fazla tüketiminin kolesterolü artırmadığını söyleyen akademisyen diyetisyenler oldu. Kalkıp da beslenme her gün değişiyor bu nedenle bu sığ düşünceleri aşalım demek saçmalıktan öteye geçmiyor. Eleştiri yaparken bilimsel kaynak göstermeniz lazım. Ketojenik diyetler ile ilgili son yıllarda yapılan 2-3 tane çalışmayı okudunuz diye bu konuda bilgili bir diyetisyenden daha fazla bilgi sahibi olmuş olmuyorsunuz. Yağların faydalı olduğunu zararlı olanın karbonhidrat olduğunu savunmuşsunuz. 3 yıl ketojenik diyet uygulayan bir gencin ketojenik diyete bağlı kardiak aritmiden ölümüyle ilgili olgu sunumunu okumadınız sanırım. Ya da ACSM nin toplam enerjinin %35 inden fazla yağ tüketimini önermediğini de.
    Ayrıca mesleğin kurucusu Prof.Dr. Ayşe Baysal’ın star gazetesindeki röpotajında geçen ifade şu “Ben bazı tıp bilgilerine sahibim ama reçete yazabilir miyim? Yazamam, yazarsam yanlış olur. ” Mesleğin duayenleri olarak kabul edilen kesim hiç bir zaman kendilerini hekimlerden üstün görmemiştir ya da meslek etiğini düşünerek hekimlerin alanına müdahale etmemiştir. Sizin bahsettiğiniz kişiler son zamanların sosyal medyalardaki yeni mezun diyetisyenleri olabilir. Bunlara sözüm yok. Ancak sepetteki elmaların bazıları çürük diye sepetin tamamına çürük muamelesi yapmak akılcı olmayacaktır.

    Like

    1. sitenizden bir diyetisyenin yorumunu alalim: Bende yapılan eleştirinin bir kısmını haklı buluyorum. Gerçekten gündemi takip etmeyen, bilimden uzak kalan çok meslektaşım olduğunu çalışma dönemi içerisinde görüyorum. Özellikle okuyan arkadaşlara sesleniyorum, hayat okuldaki gibi değil malesef.. Bunu acı acı yaşadım. Okulda bir çoğunuza diyabetik diyette meyve yanına süt ürünü zorunlu olarak öğretilmiştir. Ancak artık yapılan çalışmalarda meyve yanında verilen bir yağlı tohumun da insülin salınımı meyve+süt gibi etkilediği gösteriliyor. Yani okula bağlı kalmış olsaydık bu bilgiye ulaşamazdık..

      yani neymis, egitiminizde geri kalmis kisimlar varmis. ben ne demisim? her diyetisyen kotu degil ama geneli guncel degil. calisma takip edemeyen de geri kalmaya mahkum. burada hata var mi? yok. size uzun uzun cevap vermeyecegim, tahil lobisinin eliyle olusturulan besin piramidini ogrenip onu dogru sanmaniz, FDA, NHI nin arkasinda donen oyunlari, tahil ve gdo firmalarinin gucu, bu urunleri icermeyen dusuk karbonhidratli beslenmenin lehine calismalarin yayinlanmamasi, bunlari arastirin ingilizceniz varsa eger. coca cola’nin study fund ettigini belki biliyorsunuzdur, sekerli icecekler obeziteye sebep olmaz diye, kitaplarda yaziyor diye okudugunuz her seye inanmak isterseniz buyrun. sizi de anliyorum, insan okudugu bolumun iceriginin eski oldugunu, ancel keys’in coktan refute edilmis yanli ve yanlis calismasina bagli oldugunu kabul etmek istemez. ben yurtdisinda yasiyorum ve burada diyetisyenler kalip gibi 6 dilim ekmek vermez, IR ve DT1 olana gunluk 100 gramdan fazla karbonhidrat vermez, metformin dayamaz (bizde cekmecesinden metformin cikarip veren diyetisyenler oldugunu biliyorsunuzdur belki). size de gelecek bu yeni calismalarin sonuclari, yurtdisinda oldugu gibi yenilenecek mufredat ve uygulama, basmakalip listeler gidecek, o zaman yine konusuruz. ama simdilik ben genel gecer bir diyetisyene gitmek yerine insann okuyarak kendini cok daha saglikli beslenebilecegini biliyorum, bence genel olarak kendine yetene, elestirene dusmanliginiz da ondan, mesleginizin onemi azaliyor. algida ya da becel reklami yapan ya da tavuk citligi gezen ve ben baktım gdo yok diyen diyetisyenler varken meslege zarar da iceriden geliyor zaten, akilli insan sorguluyor cunku. kendi icinizi temizleseniz ve guncellesseniz zaten mesleginize saygi diger tum meslekler gibi buyuk olur.

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s